Hayal Ağacım Atölyesi

“Hayal kurmak sizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibidir.”

Einstein der ki, “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken hayal gücü tüm dünyayı kapsar. Hayal kurmak insana güç verir. Sizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibidir.”

Sevgili Doğan Kuban’ın ise müthiş bir tespiti var, “ En geri kalmış toplumlar, en az hayal kuranlardır” diyor. “Hayal kurmak çağdaşlıktır”. “Gelecek korkusuyla baş etmenin en güzel yoludur”.

Hal böyleyken, hiç farkında olmadan benimsediğimiz bir tutum var. Bu güzelim ülkede hayal kurmak, kıymet verilen, saygı duyulan, teşvik edilen bir eylem değil. Hayalperest insanlar makbul ve saygıdeğer kişiler olarak algılanmıyor. Dahası da var, gündelik hayatımızda bir şeyden “Hayal bu…” diye bahsettiğimiz zaman, “asla gerçekleşmeyecek şey”i kastediyoruz!!

Böylesi bir toplumsal blokajımız varken, aydınlık günlere nasıl ulaşacağız?

Aslında her şey hayal kurmakla başlıyor. Hayal bir tohum. Bir tohum ekiyoruz, ona emek verip büyütüyoruz, onunla besleniyoruz, manzaramız o oluyor. Kendimiz bir tohum ekmezsek, başka birinin ektiği tohumla beslenip, ömür boyu onu seyretmek durumunda kalıyoruz. Hayal kurmayanın yarınlarını başkaları çizer derler. Hayal kurmadığımız sürece başkasının planladığı yarınlar bekliyor bizi.

Tesla’nın elektriği kullanılır hale getirmesinden, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmasına , uçağın icadından, kullandığımız cep telefonuna ve hatta yediğimiz ekmeğe